
Odamız tarafından, üyelerimizin marka-patent konusundaki gelişmelerle ilgili bilgilendirilmeleri amacıyla düzenlenen, “Marka - İmaj ve Tanıtım Semineri”nde, markalaşmanın piyasaya yeni çıkan bir ürünün tanınma, isim yapma ve sunulduğu ‘Pazar’ tarafından kabul edilme süreci olduğuna işaret edilerek, “Piyasalarda gerçek anlamda var olmak ve faaliyetlerini en iyi şekilde sürdürmek isteyen firmalar mutlaka marka sürecinden geçmeli ve bünyesine adapte edebilmelidir” denildi.
Odamız Meclis salonunda düzenlenen “Marka - İmaj ve Tanıtım Semineri”ne konuşmacı olarak KOBİGEM Danışmanlık firması uzmanlarından Barış Avcı katıldı. Üyelerimizin yanı sıra markalaşma süreci yaşayan firma temsilcilerinin de katıldığı seminerde konuşan Barış Avcı, markalaşmanın tarihteki çıkışına ilişkin olarak, “Milattan önceki dönemlerde esnaflar duvarların ya da satılacak eşyaların üzerlerine bir şeyin kime ait olduğunu ya da kim tarafından yapıldığını göstermek için işaretler koyarlardı. Sahiplik ve kaliteyi göstermek için çanak çömleğin ve diğer eşyaların üzerlerini mühürlerlerdi. Bu şekilde, eğer insanlar bu eşyayı beğenirlerse bunun için kimi öveceklerini, gelecekte bu malı nerden temin edeceklerini ve bir problemle karşı karşıya kaldıklarında bu hatadan kimin sorumlu olduğunu bilebiliyorlardı. Günümüzde de, artık markalar yalnızca bir malın nerede üretildiğini göstermek için ekmeğin üzerindeki etiketten ibaret değil. Artık markanın bir adı, yan adları, rengi, grafik tasarımı, sesi, tecrübesi var. Markanın artık kendine ait bir kimliği var. Artık marka yalnızca depolarda ya da dükkan raflarında görülmüyor” diye konuştu.
Seminerin, “Yöneticileri marka konusunda bilinçlendirmeyi ve vizyon kazandırmayı, farklı üslup ve yöntemlerle bilgilerin kalıcı olmasını sağlamayı, kendi markalarının önemi ile ilgili farkındalık yaratmayı, tüketici gözüyle markanın algılanmasını ve bu algılamayı kendi markalarıyla ilişkilendirmelerini sağlamayı, müşteriye markanın değerlerine dayalı farklılaşmış bir deneyim yaşatmayı ve iletişimi güçlü bir ekip oluşturmayı” hedeflediğine işaret eden Avcı konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Markalaşma sürecinde kişilerin ‘dış algı’sı olan bir ürün vardır. Kişiler için o ürünün iç algıda kayıtlı bir bilgisi yoktur. Dolayısı ile kişilerin bilinçlerinde ürünle ilgili bilgiyi oluşturmak gerekir. Markalaşma süreci içerisinde ismi duyurulacak şeyle ilgili imaj çalışması yapılmalıdır. Marka olmak ürünün çok satacağı anlamına gelmez. Bu noktada ürünün nasıl bilineceği önem kazanır. Bir ürünün, bir kişinin bir şeyin nasıl bilindiği imajla sağlanır. Marka imajı, markaya ilişkin inançlar bütünüdür ve ürün kişiliği, duygular ve zihinde oluşan çağrışımlar gibi unsurları içermektedir. Marka imajı, markaya anlam ve değer katan unsurların toplamıdır. Tüketiciler, ürünleri ve markaları oluşturdukları imaja göre değerlendirirler ve ürünü değil imajı satın alırlar. Marka imajı, marka çağrışımlarının hafızada tutulması ile yansıtılan marka hakkındaki algılamalarla tüketici zihninde oluşmaktadır. Yaratılacak bir markanın başarısı, işi yapacak firmanın başındaki patron ve üst düzey yöneticilerin vizyonları ile çok yakından ilgilidir. Ve örneğin, -a grup- hedef kitleye yönelik iş yapmak için mutlaka -a grup- hedef kitle içinde yeralan bir üst yönetim grubunun olması şarttır. Bu asıl şart olmadan bu grup hedef kitleye uygun, yönelik bir marka yaratmak mümkün değildir.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder