Çarşamba, Temmuz 25, 2007

Markalaşmadan başarıya ulaşılamaz(Adana Ticaret Odası Dergisinden)

Odamız tarafından, üyelerimizin marka-patent konusundaki gelişmelerle ilgili bilgilendirilmeleri amacıyla düzenlenen, “Marka - İmaj ve Tanıtım Semineri”nde, markalaşmanın piyasaya yeni çıkan bir ürünün tanınma, isim yapma ve sunulduğu ‘Pazar’ tarafından kabul edilme süreci olduğuna işaret edilerek, “Piyasalarda gerçek anlamda var olmak ve faaliyetlerini en iyi şekilde sürdürmek isteyen firmalar mutlaka marka sürecinden geçmeli ve bünyesine adapte edebilmelidir” denildi.

Odamız Meclis salonunda düzenlenen “Marka - İmaj ve Tanıtım Semineri”ne konuşmacı olarak KOBİGEM Danışmanlık firması uzmanlarından Barış Avcı katıldı. Üyelerimizin yanı sıra markalaşma süreci yaşayan firma temsilcilerinin de katıldığı seminerde konuşan Barış Avcı, markalaşmanın tarihteki çıkışına ilişkin olarak, “Milattan önceki dönemlerde esnaflar duvarların ya da satılacak eşyaların üzerlerine bir şeyin kime ait olduğunu ya da kim tarafından yapıldığını göstermek için işaretler koyarlardı. Sahiplik ve kaliteyi göstermek için çanak çömleğin ve diğer eşyaların üzerlerini mühürlerlerdi. Bu şekilde, eğer insanlar bu eşyayı beğenirlerse bunun için kimi öveceklerini, gelecekte bu malı nerden temin edeceklerini ve bir problemle karşı karşıya kaldıklarında bu hatadan kimin sorumlu olduğunu bilebiliyorlardı. Günümüzde de, artık markalar yalnızca bir malın nerede üretildiğini göstermek için ekmeğin üzerindeki etiketten ibaret değil. Artık markanın bir adı, yan adları, rengi, grafik tasarımı, sesi, tecrübesi var. Markanın artık kendine ait bir kimliği var. Artık marka yalnızca depolarda ya da dükkan raflarında görülmüyor” diye konuştu.

Seminerin, “Yöneticileri marka konusunda bilinçlendirmeyi ve vizyon kazandırmayı, farklı üslup ve yöntemlerle bilgilerin kalıcı olmasını sağlamayı, kendi markalarının önemi ile ilgili farkındalık yaratmayı, tüketici gözüyle markanın algılanmasını ve bu algılamayı kendi markalarıyla ilişkilendirmelerini sağlamayı, müşteriye markanın değerlerine dayalı farklılaşmış bir deneyim yaşatmayı ve iletişimi güçlü bir ekip oluşturmayı” hedeflediğine işaret eden Avcı konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Markalaşma sürecinde kişilerin ‘dış algı’sı olan bir ürün vardır. Kişiler için o ürünün iç algıda kayıtlı bir bilgisi yoktur. Dolayısı ile kişilerin bilinçlerinde ürünle ilgili bilgiyi oluşturmak gerekir. Markalaşma süreci içerisinde ismi duyurulacak şeyle ilgili imaj çalışması yapılmalıdır. Marka olmak ürünün çok satacağı anlamına gelmez. Bu noktada ürünün nasıl bilineceği önem kazanır. Bir ürünün, bir kişinin bir şeyin nasıl bilindiği imajla sağlanır. Marka imajı, markaya ilişkin inançlar bütünüdür ve ürün kişiliği, duygular ve zihinde oluşan çağrışımlar gibi unsurları içermektedir. Marka imajı, markaya anlam ve değer katan unsurların toplamıdır. Tüketiciler, ürünleri ve markaları oluşturdukları imaja göre değerlendirirler ve ürünü değil imajı satın alırlar. Marka imajı, marka çağrışımlarının hafızada tutulması ile yansıtılan marka hakkındaki algılamalarla tüketici zihninde oluşmaktadır. Yaratılacak bir markanın başarısı, işi yapacak firmanın başındaki patron ve üst düzey yöneticilerin vizyonları ile çok yakından ilgilidir. Ve örneğin, -a grup- hedef kitleye yönelik iş yapmak için mutlaka -a grup- hedef kitle içinde yeralan bir üst yönetim grubunun olması şarttır. Bu asıl şart olmadan bu grup hedef kitleye uygun, yönelik bir marka yaratmak mümkün değildir.”

Pazartesi, Temmuz 23, 2007

Adana' nın Vekilleri

Adana' nın bu seçimde eşite yakın bir dağılım yaptığı söylenebilir, 6 AKP, 4 MHP ve 4 CHP vekili çıkardı. Bu tablonun bir çok sebebi var. Bunlar konuşulduğu ve aslında benide pek fazla ilgilendirmediği için sebebe değil sonuca bakmak istiyorum. Aslında çok farklı seneryolar olabilir. Buyrun senaryolara;

Senaryo 1: AKP Küser, MHP Küser, CHP Küser
3 partide Adanada hak ettikleri sonucu aldıklarını düşünmez. Adanalıyı vefasızlıkla suçlar, sadece bayramdan bayrama Adanaya gelirler, Adana ismini bile duymak istemezler. Sonuç: AKP kaybeder, MHP kaybeder, CHP kaybeder ama Adana çok şey kaybeder.

Senaryo 2:AKP Küser, MHP ve CHP Küsmez
AKP Adana' da hak ettiğini almadığını düşünür. Oysa ki o kadar da kaynak ayırmışlardır Adanaya ve Türkiye ortalamasının altında oy almışlardır, MHP ve CHP ise Türkiye ortalamasının üstünde oy aldıklarını düşünür ve küsmez. AKP iktidarı Adanayı cezalandırır, yatırım yapmaz, metroyu sabote bile eder, hele bakanlık vermek falan asla, ancak iyi partililerin ataması falan söz konusuysa, ihale falan varsa karışırlar. MHP ve CHP muhalefettedir bağırır çağırır ama seslerini duyuramazlar. Sonuç: AKP kaybeder, MHP ve CHP biraz sempati kazanır ama Adana çok şey kaybeder.

Senaryo3: AKP küsmez, MHP ve CHP küser
AKP aldığı oya kader der ve küsmez. MHP ve CHP ise daha çok oy çıkarabileceklerine inandıklarından küser. AKP Adana için bir şeyler yapmaya çalışır ama CHP ve MHP muhalafeti karşılarında set oluşturur. Sonuç: AKP kaybeder (zira halk niçin yapılamadığı ile değil ne yapıldığı ile ilgilenir) MHP ve CHP kaybeder. Ama Adana çok şey kaybeder.

Senaryo 4: AKP, MHP ve CHP küsmez
3 partide sonuçlara Adanalının iradesi der. Bir araya gelir ve Adana için ne yapabiliriz diye plan yapar, Adana lobisi oluşturmaya çalışırlar. Adana tarihinde görülmedik bir biçimde sırt sırta verir ve Adana için çalışırlar. Sonuç: Herkes kazanır, Ama Adana çok ama çok şey kazanır.

Bakalım Herkesin kazandığı Kazan-Kazan seneryoları mı yoksa Kazan-kaybet senaryoları mı daha etkili olacak. Dileğimiz 4. senaryo. ne dersiniz şansımız var mı?